Dahi Eğitim Ve Danışmanlık Merkezi: FARK YARATMAZ, FARKI ORTAYA ÇIKARIR.

Eğitim Koçu Nedir?

egitim kocu

EĞİTİM KOÇU ÖĞRENCİNİN;

  • Niçin (Neden ders çalışmalıyım?)
  • Neye (Hangi derse, hangi konuya çalışmalıyım?)
  • Nasıl ( Hangi yöntemle çalışmalıyım?)
  • Ne kadar (Çalışma süremi nasıl belirlemeliyim?)
  • Ne zaman (Hangi saatte çalışmalıyım?)

Sorularına yanıt bulan bireysel öğrenci koçudur.


Milyonlarca istiridyenin ve midyenin içinden neden sadece birkaçında inci oluşur?
İncinin oluşumu: Midye ve istiridye ağzını açtığında, ağzına kum tanesi girer. Bu kum tanesi canlının sedef salgılamasına neden olur. Etrafı kat kat sedefle çevrili kum tanesi bir süre sonra eşsiz güzellikte ve pürüzsüz bir inci tanesine dönüşür. Ama sadece bir kum tanesini içine alan midyede veya istiridyede oluşur, Hazreti Mevlana mesnevisinde şöyle der; "Kanaatkâr sedefte inci olur." . Sadece bir kum tanesini içine alan onu inciye çevirebilir.
Biz de kurum olarak her kum tanesini inciye çevirmek için her öğrencimizi tek işimiz olarak göreceğimiz bir sistem kurduk.

 

Farkımız

joomla wellness

FARK YARATMAZ, FARKI ORTAYA ÇIKARIR.

Hayatınızdaki en büyük endişe kaynağı ne?

Çocuğunuzun geleceği mi?

Hayatınızdaki en büyük neşe kaynağı ne?

Çocuğunuzun başarısı mı?

Peki; 2007 OKS’ye giren 824.551 kişiden 139.870 kişinin yerleştiğini,

2007 ÖSS’ye giren 1.615.534 kişiden 207.328 kişinin 4 yıllık bir bölümü kazandığını,

2007 KPSS’de 299.802 kişiden yaklaşık 12.000 kişinin devlet kadrolarına yerleşebildiğini,

2007 yılı üniversite mezunu işsiz oranının %13 olarak tesbit edildiğini hesaba katarsak endişeniz yerinde Peki çözüm ne? Birebir rehberlik, birebir öğretim;

İnsanın En Hızlı Geliştiği Dönem 0-6 Yaş Dönemi

Bir araştırmaya göre beyin yapısının 2/3’ ü 0-4 yaş aralığında tamamlanır.

Diğer bir araştırmada ise zekânın %88 i 0-6 yaş aralığında geliştiği sonucunu ortaya koyar.

Uzun vadeli yapılan çalışmaların sonucunda 6 yaşına kadar zekâ gelişimi adına temel yapı taşlarının oluştuğu bu yaştan sonra sadece elde ettiği kapasitenin kullanımına yön verebildiği sonucuna varılmıştır. Bu dönemin önemini anlatmaya çalışan birçok çalışma vardır. Hangileri doğru hangileri yanlış ya da ne kadarı doğru ne kadarı yanlış çok da önemli değil. Önemli olan kayda değer doğruluk paylarının olmasıdır. Yeni doğan bebeği ele alalım; yaşadığımız şu dünya hakkında hiçbir fikri yok. Her şeyi ilk defa öğreniyor: gülümsemeyi ve ne demek olduğunu, üzgün bakışı, sert bakışı, renkleri, uzak yakın ilişkisini; dokunmayı, suyu yıkanmayı tat almayı, koklamayı, duymayı. . . .Yani sürekli keşif halinde, sürekli öğrenme halinde. Üç yaşına kadar bir çocuğun beyni bir yetişkinden 2,5 kat fazla çalışır. 6 yaşına kadar bir profesörden 2 kat hızlıdır. . Yani 0-6 yaş sadece fiziksel gelişimin değil sosyal, zihinsel ve ruhsal gelişimin de en hızlı gerçekleştiği dönemdir. Bu dönemde; sosyal ve fiziksel çevrenin tanımlanması, dil öğrenme, doğruyu yanlışı ayırt etme, vicdan gelişimi gerçekleşir.[i] Sosyopatlık, antisosyal kişilik bozukluğu, histeri gibi çeşitli kişilik bozuklukları olan kişilerle yapılan mülakatlar ve terapiler sonucunda bu rahatsızlıkların çoğunun ve suç işleme eğiliminin çocukluk döneminde yaşanan travmalardan kaynaklandığı görülmektedir.[ii] Bu yüzden psikologa gittiğinizde size ilk soracağı şey çocukluk anılarınızdır.

 

Anne babaların bu döneme çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu dönemde çocuğumuzun zekâ ve ruhsal gelişimi için gelişimi için neler yapmalıyız? Nelere dikkat etmeliyiz? Bu soruların cevabını bütün dergiye bile sığdıramayız sanırım. Bu bakımdan önemli özet olarak size aktarmak istiyorum.

Bu dönemde çocuk oyunla öğrenir. Öğrenmeyi, algılamayı, üretmeyi, çevreyle iletişimi oyun aracılığıyla kavrar. Bu yüzden çocuklarımızla yaşına, cinsiyetine uygun oyuncaklar almalı, oyunları onun yön verdiği şekilde, sınırlı kontrolle oynamalıyız. Çocuğun zeka tohumunun ilk tomurcuklandığı alan oyunlardır. Ruhsal yapısının oluşumu ise bu dönemde sevgi görmesiyle ilgilidir. Anne, babalar ne kadar sabırsız olduklarını çocukları olunca anlarlar. Sabrınız ne kadar zorlansa da öfkemizi dizginleyip çocuğumuzda olumsuz izler bırakacak davranışlardan uzak durmalıyız.

 

Onlara kitap okuyun. Hikâyeler, menkıbeler, yaşına göre biyografiler okuyun. Başka türlü öğretemeyeceğimiz birçok öğretiyi, duyguyu hikâyelerle öğretiriz. Sevginin kıymetini mesela, vefanın ne demek olduğunu, belki kurnazlığı belki adaleti belki bir ağacın gölgesinde oturmanın keyfini, belki de Mekke’ye hayran olmanın verdiği hazzı. Yine kitap okumak çocuğunuzun sadece sosyal zekâsını geliştirmiyor. Kelime dağarcığını da geliştiriyor. İnsan kelimelerle düşünür ve ne kadar kelime biliyorsa düşünce ufku o kadar geniş olur. Zekâyı da kullanma yolu kelimelerdir. Zeki olmak yetmez, hatta çok da işe yaramaz kelimelerimiz yoksa. Kelime hazinesi ne kadar genişse zekâsını o nispette kullanır. Kelime hazinesi sayılı bir insan ne düşünebilir ki. Kitap okuyarak çocuğumuzun bilinçaltını bir çöplüğe dönüşmekten kurtarıp bir gül bahçesine çevirebiliriz. Bilinçüstü zekâmız her şeye kendi karar verdi sanır ama aslında karar alma süreci bilinçaltıyla gerçekleşir. Çocuğumuzun bilinçaltını anlık tepkilerimizden kaynaklanan korkularla, kaygılarla değil sevgi dolu bir ortamın aydınlığında kitapların sunduğu derin içgörü ve sezinleme kabiliyeti ve özgüvenle doldurmalıyız.

 

Son olarak çocuğumuza model olmalıyız. “Hocanın dediğini yap, yaptığını yapma!” diye trajikomik bir deyiş vardır. Oysa psikoloji bize bunun aksinin gerçekleştiğini söyler. Çocuklar dediğimizi değil yaptığımızı yaparlar. Anne baba olarak bütün davranışlarımız çocuğumuza öğretidir. Davranışlarımıza çok dikkat etmeli sadece kendi hayatımızdan sorumlu olmadığımızı, yanımızda bizi kopyalayan ve her şeyi almaya hazır bir alıcı olduğunu sürekli hatırlamalıyız. Bu yaşlarda kız çocuğu anneye hayrandır. Giyim tarzıyla konuşma şekliyle anneyi taklit eder. Erkek çocuklar ise babayı taklit etmekte babaya hayran olmaktadır. Babaların annelere göre tutumları daha farklı olmaktadır. Çalışıyor olmanın sonucu babalarını annelerine göre daha az gören çocuklar için baba ile geçireceği zaman dilimi çok değerlidir. Babalar özellikle erkek çocuklarıyla nitelikli birliktelik adına planlı ve programlı vakit geçirmelidir.

0-6 yaş dönemi kreş ve anaokulu yaşını da kapsamaktadır. Aileler çocuklarını mutlaka kendi kültürlerine uygun kreş ve ana okullara göndermelidirler. Anaokula veya kreşe gitmeyen çocuklar okul döneminde aileleriyle birlikte çok büyük zorluklar çekerler. Sosyalleşme adına sınıf arkadaşlarının çok gerisinde kalır, bunu fark edip kendilerini geri çeker, bunun doğal sonucu özgüvenini kaybeder. Kreş ve anaokullarının amacı sadece çocuğun ilk yıllarında anne babaya yardım etmek veya ilköğretime hazırlık değildir. Ailenin dışında sosyal hayata atılan ilk adımdır. Çocuğun merkez olduğu bir yerden ilgiyi, sevgiyi paylaştığı bir yerle tanışması, egosantrik (benmerkezci) dönemden çıkıp ötekini algılamaya başladığı yerdir. Arkadaşlarıyla birlikte sabretmeyi, sıra beklemeyi, düzeni, sosyalliği oyun ortamında öğrendiği yerdir anaokulları. Tekrar vurgulamak isterim ki çocuğumuzu aile olarak ‘’bizim kültürümüz’’ diyebileceğiniz, aile değerlerimize ve inancımıza uygun kreşlere göndermeliyiz. Aksi takdirde çocuk daha ilk yaşlarında kültür şokuna maruz kalabilir.



[i] Prof.Dr. Hasan BACANLI Gelişim ve Öğrenme s.47

[ii] Anna JUNG Crime Psychology

 

joomla wellnessLorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s...